Çarşamba, Mayıs 09, 2007

1980-2006 arası Ekonomi Kronolojisi

Demirel Hükümeti’nin 24 Ocak 1980’de yayınladığı “İstikrar ve Kemer Sıkma Paketi” ve 12 Eylül 1980 tarihinde yapılan askeri darbe ülkede bir kaos ortamı yarattı, ve bu yatırımların azalmasına sebep oldu. GDP düştü.

MGK Başkanı Evren 1981 yılbaşında demokratik sürece geçiş takvimini açıkladı. Yine bu sene içinde kurucu meclis kuruldu, kısmen istikrar sağlandı. Ve ekonomi duruldu.

1982’de Anayasa halk oylamasına sunuldu ve kabul edildi.

1983’de MGK’nın açıkça istemediğini belirtmesine rağmen Özal %45 oyla 211 milletvekili çıkararak o zaman koltuk sayısı 400 olan TBMM’de salt çoğunluğu ele geçirdi. İstikrar sağlandı ve Özal ekonomik planlarını açıkladı.

1987’ye kadar olan Özal başkanlığındaki ANAP hükümeti ekonominin liberalizasyonu ko-
nusunda hızlı adımlar attı ve ilk iktidar döneminde ülke ekonomisinde genel bir ferahlama yaşandı

1987 seçimlerinde Anap, baskın seçimin avantajını kullandı ve yine birinci parti çıktı. Ancak bu sefer ilk iktidar dönemi kadar kolay değildi işler, 1988’den itibaren büyüme hızının düşmesi ve enflasyonun hızla yükselmesi biçiminde ortaya çıkan ekonomik tıkanma ve uygulanmak istenen ekonomik istikrar programının başarısızlığı, GDP’de bir türlü isktikrar yakalanamadı.

17 Ocak 1991’de I.Körfez Savaşı başladı ve Türkiye’nin yanıbaşında bşalayan bu savaş tekrar bir kaos ortamı yarattı. GDP önceki seneye oranla %8.8 düştü.

1991 Ekim ayında seçimlere gidildi. DYP birinci parti olarak çıktı. 92 ve 93 yıllarında ekonomide az da olsa istikrar sağlandı.

1993 yılında Özal’ın ani ölümü siyaseti karıştırdı.

1994’de Çiller'in 5 Nisan kararlarıyla birlikte GDP %5,5 düştü.

1996 ve 1997 yıllarında dönemin başbakanı Necmettin Erbakan’ın uygulamaya soktuğu adil düzen hamlesi iki kaynak paketinden beklenen katkı gelmeyince başarılı olamadı. Büyüme hızlandı ama enflasyon ve reel faiz oranları tırmanışa geçti

1997’de Uzakdoğu-Asya krizi yaşandı, ve tüm dünya piyasalarını etkiledi.

1994 krizi 1999 ve sonrasının öncüsü idi ve Türkiye'nin en önemli kriz nedeninin finans sektörü olacağının işaretini vermişti. 1994 krizinden sonra sektör güçlendirilmedi ve 1999 krizine gelindi. Ve 17 Ağustos depremi de GDP düşüşünü ciddi anlamda etkiledi.

2001 yılında Cumhurbaşkanı’nı Sezer’in Başbakan Ecevit’e kitapçık fırlatmasıyla birlikte birden piyasalarda şok yaşandı ve borsa taban yaptı, bu dövizi yükseltti, ve piyasa para akışını sağlayacak nakit parayı içermediği için kriz yaşandı.

3 Kasım 2002’de seçimlere gidildi ve AKP tek başına iktidar oldu.

31 Aralık 2003'de ekonomi 2002 yılından sonra 2003’te de yüksek oranlarla büyüdü. Parasal ve mali disiplinin sürdürülmesi nedeniyle enflasyon geriledi.

7 Nisan 2004'de dünya piyasalarında başlayan dalgalanma Türkiye ekonomisini de etkiledi. 47 gün süren dalgalanmaya rağmen ertelenen talebin devreye girmesiyle ekonomi yüzde 9.920’ye kadar düştü.

2005 yılını ekonomi sakin geçirdi çünkü reformlara devam edilmişti.Yıllık enflasyon 30 yıl sonra tek haneli oranlara indi ve 2005 sonunda yüzde 7.72 oldu.

4 Mayıs 2006'da cari açık ve enflasyon endişelerine, dünya piyasalarındaki çalkantının da etkisi eklenince, ekonomi dalgalanmaya başladı. Faiz oranları yaklaşık 7 puan yükseltilirken yıllık enflasyon iki haneli oldu. Dalgalanma temmuz ayı ortasında duruldu.

14 Nisan 2007'de “Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı”, uygulanma rekorunu kırarak altı yılını doldurdu. 2002-2006 dönemindeki beş yıl içinde hem enflasyon oranı geriledi hem de ekonomi toplam yüzde 45 oranında büyüdü.
oranında büyüdü ve yıl sonunda enflasyon yüzde

Perşembe, Nisan 26, 2007

devrimci imam; hüseyn'den!

iyiliği emretmek ve kötülükten sakındırmak gerçekten sosyal hayatımızda tam olarak ihtiyaç duyduğumuz şey, ama cesaret gerektiriyor. belki seslerimiz daha çok çıksa, yezid ve tayfası bu kadar pervasızca bu kadar arsızca davranamayacak. Susmasak da, sustukça sıra bize gelmese! İmam'ın sözlerini okurken insan şu '1400 sene evvelki dünyayla şimdiki bir değil!' safsatasına sadece gülümsüyor. Ne değişmiş, yine "belagatli hatipler vardır ve memleketin her tarafı onlara boyun eğmiş durumdadır". Hüseyn'den önce konuyla alakalı Resulullah'dan (allah ona ve soyuna rahmet etsin) bir hadis;

"Nefsim elinde olan Allah'a yemin ederim ki, ya iyiliği emreder kötülüğe engel olursunuz, ya da, Allah, yakında umumi bir bela verir. O zaman dua edersiniz, fakat duanız kabul olmaz."

İmam Huseyn'in iyiliği emretme ve kötülükten menetme (emr-i bil-ma'ruf, nehy-i ani'l-münker) üzerine bir konuşması;

Ey insanlar! Allah'ın kendi velilerine öğüt vermek için Yahudi alimleri hakkında yaptığı kınamadan öğüt alın. Allah-u Teâla (Yahudi alim­lerini kınayarak şöyle) buyuruyor: "Niçin onların din alimleri, onları (Yahudileri) günah olan sözleri söylemekten (ve haram yemekten) men etmediler."

Yine Allah-u Teâla buyuruyor ki: "İsrailoğullarından kâfir olan­lara Davud'un diliyle de lanet edilmişti, Meryem oğlu İsa'nın diliyle de. Bu da isyan ettiklerinden ve aşırı gittiklerin­dendi. İşle­dikleri kötülükten, birbirlerini men etmezlerdi. Gerçekten de yaptıkları iş, ne de kötüydü."

Allah'ın onları kınaması, onların, aralarında bulunan zalimlerin yaptıkları kötü işleri görüp, onlar vasıtasıyla elde ettikleri dünya mal ve makamına olan bağlılıkları ve maruz kalmaktan korktukları baskı yüzünden onları alıkoymamaları içindir. Halbuki Allah-u Teâla: "İnsanlardan korkmayın, Ben'den korkun." diye buyurmaktadır.

Yine buyurmaktadır ki: "Erkek ve kadın mü'minler, birbir­leri­nin (gözetleyen ve koruyan) dostlarıdırlar, iyiliği emrederler ve kötülüklerden de alıkoymaya çalışırlar. (Namaz kılarlar, zekât verir­ler, Allah'a ve Peygamberine itaat ederler.)"

Görüldüğü gibi Allah-u Teâla (mü'minlerin sıfatını saydığında) emr-i bil maruf ve nehy-i anil münkerle başlayıp ilk olarak onu farz kılıyor. Çünkü biliyor ki eğer bu farize hakkıyla yerine getirilip uygu­lanırsa, (artık) bütün farizeler ister kolay olsun, ister zor yerine getirilip uygulanır. Çünkü iyiliği emredip kötülükten alıkoymak; zulme uğrayanların haklarının alınmasını, zalimlere muhalefeti, Beyt'ül-malın ve ganimetlerin (adaletle) dağıtıl­masını, zekâtın gereken yerlerden alınıp gerektiği şekilde sarf edilmesini sağla­makla, İslam'a yapılan (amelî) bir davettir.

Sonra siz, ey ilimle meşhur olup hayırla anılan, nasihatle tanınıp Allah'ın vesilesiyle halkın gönüllerinde heybetli görünen topluluk! (Bilin ki) şerefli insanlar sizden çekinir, zayıflar size saygı gösterir, kendi düzeyinizde olan ve iyilikte bulunmadığınız kimseler sizi kendi­lerine tercih ederler. (İnsanların) ihtiyaçları karşılanmadığı zaman sizin arabuluculuğunuzla karşılanır. Yolda giderken padişahların heybeti ve büyüklerin de izzetiyle yürürsünüz. Acaba bunların hepsi sizden bek­lenilen ilahî vazifenizi yapmanız (hakkı hakim kılmanız) için değil midir? Ama siz vazifenizin çoğunu yapmıyorsunuz, kusur ediyor­sunuz. İmamlar'ın hakkını küçüm­süyor­, zayıfların hakkını çiğniyor­sunuz. Fakat kendiniz için sandığınız hakka gelince onu talep ediyor­sunuz. Siz Allah yolunda ne bir mal harcadınız; ne de O'nun için, yarattığı nefsi herhangi bir tehlikeye attınız ve ne de O'nun rızası için bir kabileye (topluluğa) düşman oldunuz. (Bununla birlikte) Allah'ın cennetine girmeyi, peygamberleriyle komşu olmayı ve azabın­dan da kurtulmayı arzu ediyorsunuz.

Ey (amelsiz olarak) Allah'tan hayır bekleyen­ler; sizlerin O'nun azap ve intikamına duçar olmanızdan korkarım. Çünkü sizler, Allah'ın size ikramı sayesinde makam ve üstünlük kazanmış ve O'nun ismiyle kulları arasında hürmet görmek­tesiniz. Oysa Allah'a itaat etmekle tanınan kimselere hürmetiniz yok­tur.

Kendi gözlerinizle Allah'ın ahitlerinin bozulduğunu görmeniz sizleri tedirgin etmiyor. Oysa ki babalarınızın bazı ahitlerinin (söz ve vasiyetlerinin) çiğnenmesinden tedirgin oluyorsunuz. Pey­gam­ber salla'llâhu aleyhi ve alih'in ahitleri küçümsenmekte; kör, dilsiz ve kötürüm kimseler şehirlerde sığınaksız ve bakıcısız kalmış, acıyanları bile yoktur; sizler de ne makamınızdan yarar­lanıp onların hakkında bir iş yapıyorsunuz ve ne de (sığınaksız insanlara) bir iş yapan kimselere yardımcı oluyorsunuz. Zalim­lere dalkavukluk ve yaltaklık yaparak güvence elde etmeye çalışıyor­sunuz. Bütün bunları Yüce Allah size yasaklamıştır; oysa sizler bundan gaflet ediyorsunuz.

Eğer şuurunuz olsaydı, anlardınız ki insanların içerisinde en büyük musibete uğrayan, ulemanın hakiki makamından uzak düşmüş bulunan sizlersiniz. Çünkü işleri yürüt­mek ve hükümleri uygula­mak, Allah'ın helal ve haramına emin olan ulemanın elinde olmalıdır. Oysa bu mevki sizin elinizden alınmıştır. Bu mevki sadece açık deliller geldikten sonra hakta tefri­kaya düşmeniz ve sünnette ihtilaf etmeniz yüzünden elinizden çıktı.

Eğer eziyetlere sabredip Allah için zorluklara katlanacak ol­saydınız, ilahî işler sizden çıkar ve size dönerdi. Ama siz mevkiinizi zalimlere bırakarak ilahî meseleleri onlara teslim ettiniz. Onlar da şüphe üzerine hareket edip nefsani arzularına uyuyorlar. Zalimleri bu işe musallat kılan, siz alimlerin ölümden kaçmanız ve sizden ayrılacak hayata gönül bağlamanızdır. Sizler güçsüz halkı onlara teslim ettiniz. Onlar­dan bazıları ezik köleler durumuna düşmüş, bazıları da geçimini sağlayamayan yenik mustaz'âflar haline gelmiştir. Onlar (zalimler) eşrarla (kötülerle) birlikte Allah'a karşı gelmeye yeltenerek, memleketten istedikleri şekilde faydalanıyor­lar; heva ve heveslerine uyup her kötülüğe başvuruyorlar.

Her şehirde belagatlı hatipleri vardır. Memleketin her tarafı on­lara boyun eğmiş durumdadır; her tarafta egemenliklerini kurmuş, halk da onların köleleri durumuna gelmiş ve kendilerini savunacak bir güçleri kalmamıştır. Halka egemen olanlar gaddar, isyankâr ve zayıflara karşı acımasızca davranan zalimlerdir. Ya da Allah'a ve kıyamete inancı olmayan, emrine uyulan yetki sahipleridir. Hayret! Nasıl hayrete düşmeyeyim ki, İslam toprakları sahtekâr ve zalim zekât toplayı­cılarının ve mü'minlere karşı şefkatsiz ve insafsız olan hain hükümdar­ların otoritesi altındadır. Münakaşa ettiğimiz hususta, bizimle sizlerin arasında hüküm verecek olan, yalnız Al­lah'tır. İhtilafa düştüğümüz konularda da bizleri yargılayacak olan O'dur.

Allah'ım, sen biliyorsun ki bizim tarafımızdan gerçekleşen (kıyam), sal­tanat için yarış ve değersiz dünya mallarından bir şeye ulaşmak için değildir. Senin dininin nişanelerini (öğretilerini) göstermek, belde­lerinde işleri düzeltip rayına oturtmak, mazlum kullarına emniyet ve güvence kazandırmak ve İslam'ın farzlarına, Resulullah'ın sün­net ve hükümlerine amel olunması içindir. Sizler de bize yardım etmeyip hak­kımızda insaflı olmazsanız, zalimler sizlere egemen olur ve Pey­gamber'inizin nurunu söndürmeye çalışırlar.
Allah bize yeterlidir. O'na tevekkül etmişiz, O'na yönelmişiz ve dönüşümüz de O'nadır.

~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
imam hüseyn;
"Ben azgınlık, makam, fesat çıkarmak ve zulüm yapmak için Medine'den ayrılmadım. Ben ceddim'in ümmetini ıslah etmek, marufa emir, münkeri nehyetmek, ceddim Resulullah'ın (s.a.a) ve babam Ali'nin (a.s) çizgisinde hareket etmek için kıyam ettim." (Maktel-i Harezmi, c.1, s.188)
~~~~



Çarşamba, Nisan 25, 2007

En İyi İşletme Yönetimi Kitapları

melih arat'tan

Yönetimi genel olarak ele alan en iyi 3 kitap
Peter Drucker’ın 21.Yüzyıl İçin Yönetim Tartışmaları (Epsilon Yayınları)
Gareth Morgan’ın Metafor’u (MESS Kitapları)
Collins ve Porras’ın Kalıcı Olmak


Pazarlama konusunda;
Kotler’in Kotler Pazarlama Üstüne’si (Sistem Yayıncılık)
Pringl ve Thomson’ın birlike kaleme aldıkları Marka Ruhu (Scala Yayıncılık)
Pine ve Gilmore’un kaleme aldıkları İş Hayatı Bir Tiyatro

İnternet’te pazarlama konusunda birçok kitap var;
Tom Murphy’nin Web Kuralları (Mediacat Yayınları) en toparlayıcı eserlerden biri
İzinli Pazarlama (Rota Yayınları) ve Seth Godin’in tüm kitapları
Seybold’un Müşteri.Com (Epsilon Yayınları)

Strateji konusundaki en iyi kitaplar;
Hamel ve Prahalad’in Geleceği Kazanmak (Inkilap)
Brandenburger ve Nalebuff’ın Ortaklaşa Rekabet’i (Scala Yayıncılık)

Değişim Yönetimi konusunda;
Slater’ın Büyük Maviyi Kurtarırken (Literatür Yayınları)
Tichy ile Sherman’ın Şirketinizin Kaderini Değiştirin
Hammer ve Champy’nin Değişim Mühendisliği (değişim yönetimi alanının baş yapıtı)

Teknoloji Yönetimi konusunda;
Alan Barker’ın Yenilikçiliğin Simyası (MESS Kitapları)
Şimşek ve Akın’ın Teknoloji Yönetimi kitapları

Toplam Kalite Yönetimi konusundaki en iyi kaynaklar;
TKY’ye giriş İbrahim Kavkakoğlu’nun
Deming’in Krizden Çıkış’ı (işin felsefesinin anlamak için)
Taptık’ın Kalite Savaş Araçları (kalite teknikleri için)

İnsan Kaynakları konusunda;
Hayat Yayınları’ndan çıkan bir seçki var
İK konusunda en iyi başlangıç noktası üniversite ders kitapları.

Öğrenen Organizasyonlar konusunda;
Senge’nin Beşinci Disiplin’i (Yapı Kredi Yayınları)(başyapıt) (iyi olmayan bir çeviri)
Salim Çam ve Selim Yazıcı’nın Öğrenen Organizasyonları da (Papatya ve Alfa Yayıncılık)

Liderlik konusunda;
Değişimin Liderleri (Mavi Kitaplar)
Drucker Vakfı tarafından derlenen Geleceğin Lideri (Form Yayınları)

İş dünyasında yaratıcılıkla ilgili;
Guy Kawasaki’nin Devrimciler İçin Kuralları (MediaCat)
Debono’nun RekabetÜstü’sü (İnkilap)
Burak Özdemir’in 2102’den Haberleri (Remzi Kitabevi) (iş dünyası kitabı değildir)

Kişisel gelişim alanında Türkiye’de özgün bulduğum;
Mümin Sekman’ın Kişisel Ataleti Yenmek (Alfa Yayınları)
Muhammed Bozdağ’ın Ruhsal Zekası (Nesil Kitapları).
Melih Arat “7. Vites-Kişisel Gelişim Yolunda Vitesinizi 7’ye takın” Nesil Yayınları

Kasım 2003, Melih Arat